Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, diş sıkma probleminin çoğunlukla sadece dental açıdan değerlendirildiğini ancak gerçekte daha geniş bir perspektife ihtiyaç duyduğunu açıkladı. Stres, sinir sisteminin işleyişi, çene ve boyun bölgesindeki kassal gerilimler ile vücudun mekanik dengesizlikleri, bu semptomun ortaya çıkması ve sürmesinde belirleyici rol oynuyor.
Prof. Dr. Koca, bruksizmin genellikle altta yatan sorunların dış planda gösterilen bir işareti olduğunu, dolayısıyla tedavide sadece diş sıkma davranışını azaltmaya çalışmanın yeterli olmadığını ifade etti. Temelde başarılı bir iyileştirme sağlamak için yaşanan stresin düzeyini, boyun ve çene kaslarındaki gevşemezliği, miyofasiyal ağrı bölgelerini ve postüral sapmaları da göz önüne almak zorunlu. Tedavi planlamasında çene ekleminin hareketlilik aralığı, çiğneme kasları, boyun-omuz bölgesi, tetik noktalar, gövde duruşu ve gerektiğinde diş teması ilişkisinin birlikte incelenmesi gerekir; zira çene eklemi, boyun ve omurga yapıları fonksiyonel olarak birbirine bağlı bir sistem oluştururlar.
Son dakika haberlerini ve önemli gelişmeleri anında telefonunuza alın.
👉 WhatsApp Kanalına KatılProf. Dr. Koca, çoğunlukla bireysel olması gereken tedavide manuel terapi, osteopatik müdahaleler, sinir sistemi düzenlemesi, akupunktur, tetik nokta enjeksiyonları, esneklik ve gevşeme antrenmanları, duruş bilinçlendirmesi ve yaşam düzenlemeleri gibi çok yönlü yaklaşımları bir arada kullanmanın etkili olduğunu belirtti. Uygun durumlarda çiğneme kaslarının aşırı aktivitesini gidermek amacıyla Botoks tedavisi de seçenek sunabilir. Diş hekiminin rolünün de önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koca, gece plağı (oklüzal splint) gibi koruyucu aygıtların dişleri ve çene eklemini korumasında fayda sağlayabileceğini fakat tek başına kalıcı iyileşme garantisi vermeyen bir araç olduğunu ekledi. Sabah çene halsizliği, migren tarzı ağrılar, boyun sertliği, çene ekleminden gelen sesler veya dişlerde aşınma belirtileri gösteren kişilerin yalnız diş sağlığı açısından değil, bütünsel bir kas-iskelet sistemi değerlendirmesine tabi tutulması gerektiğini söyledi; uzun vadeli iyileştirme için görünen belirtinin kaynağındaki nedenleri ortadan kaldırmanın başarının anahtarı olduğunu vurguladı.
