Almanya’da ekonomi tartışmaları artık teknik bir başlık olmaktan çıktı, toplumsal bir kırılma noktasına dönüştü.
Başbakan Friedrich Merz’in “daha fazla çalışmalıyız” açıklaması bu kırılmanın en net göstergelerinden biri oldu.
Son dakika haberlerini ve önemli gelişmeleri anında telefonunuza alın.
👉 WhatsApp Kanalına KatılMerz’in sözleri, istatistiklere dayanan bir tespitti; ancak bu tespitin yönü, sorunun kaynağını yanlış adrese işaret etti.
Almanya’da sorun halkın az çalışması değildir. Sorun, çalışmanın karşılığının giderek ortadan kalkmasıdır. Bugün milyonlarca insan tam zamanlı çalışmasına rağmen geçim endişesi yaşamaktadır. Ek mesai yapan, sorumluluk alan, üretimde kalan kesimler her yıl daha fazla vergi ödemekte, buna karşın yaşam standartlarında bir iyileşme hissedememektedir. Bu tablo, “daha fazla çalışın” çağrısını ikna edici olmaktan çıkarmaktadır.
Siyasetin sıkça başvurduğu “Almanlar az çalışıyor” söylemi teknik olarak eksik, politik olarak yanıltıcıdır. Çalışma süresi tek başına bir anlam ifade etmez. Önemli olan, bu sürenin bireyin hayatına nasıl yansıdığıdır. Daha fazla çalışmanın daha iyi bir yaşam getirmediği bir ülkede, saat hesabı yapmak gerçek sorunu örtmekten başka bir işe yaramaz.
Bu tartışmada örnek gösterilen İsviçre modeli de çoğu zaman hatalı şekilde sunulmaktadır. İsviçre’de insanlar daha fazla çalışmaktadır, ancak bunun nedeni kültürel bir üstünlük değil, sistemin çalışmayı ödüllendirmesidir. Vergi yükü öngörülebilir, gelir artışı hissedilebilir, fazla çalışma cezaya dönüşmez. Almanya’da ise ek çalışma çoğu zaman daha fazla kesinti, daha az alım gücü anlamına gelmektedir. Bu fark göz ardı edildiğinde yapılan her karşılaştırma eksik kalır.
Bir diğer hatalı savunma ise Almanya’nın büyük bir ülke olmasıdır. Oysa tartışılan konu toplam üretim değil, kişi başına düşen emek ve bu emeğin karşılığıdır. Büyük ekonomi, adil paylaşılmadığında avantaj olmaktan çıkar. Almanya’nın büyüklüğü, orta sınıfın cebine giren parayı artırmamaktadır.
Asıl sorun, sistemin ödül–ceza dengesinin bozulmuş olmasıdır. Almanya’da üreten kesim, sosyal devletin ana finansörü haline gelmiştir. Çalışan ile çalışmayan arasındaki fark giderek kapanmakta, bu durum çalışma motivasyonunu zayıflatmaktadır. İnsanlar çalışmaktan kaçmamaktadır; insanlar karşılıksız çalışmaktan kaçmaktadır.
Çözüm, çalışma saatlerini zorla artırmak değildir. Çözüm, sistemi yeniden adil hale getirmektir. Öncelikle vergi adaleti sağlanmalıdır. Daha fazla çalışan, daha fazla cezalandırılmamalıdır. Orta sınıf üzerindeki yük hafifletilmeden hiçbir çalışma çağrısı karşılık bulmaz. Alım gücü korunmalı, maaş artışları kâğıt üzerinde değil, günlük hayatta hissedilmelidir. Çalışma, baskıyla değil, kazançla teşvik edilmelidir.
Siyaset için en kolay yol halkı işaret etmektir. En zor olan ise sistemi sorgulamaktır. Ancak Almanya’nın bugün ihtiyacı olan tam olarak budur. Aksi halde “daha fazla çalışın” çağrıları çözüm üretmez, yalnızca toplumsal yorgunluğu derinleştirir.
